Londra, her yıl olduğu gibi 2025 Sonbahar/Kış sezonunda da moda dünyasının nabzını tuttu. 20-24 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen Londra Moda Haftası, küresel ekonomik zorluklara ve değişen tüketici beklentilerine rağmen yaratıcılığın, kapsayıcılığın ve sürdürülebilirliğin ön planda olduğu koleksiyonlarla moda tutkunlarını etkiledi.
Bu yılın en dikkat çeken detaylarından biri, moda dünyasının gelenek ve geleceği nasıl bir
araya getirdiğiydi. Burberry’den Simone Rocha’ya, genç yeteneklerden köklü markalara
kadar birçok tasarımcı, geçmişin estetiğini çağdaş yorumlarla harmanladı. Ancak bu yıl,
Londra Moda Haftası’nın sadece görkemli defilelerden ibaret olmadığını da gördük;
sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık gibi değerler de koleksiyonların temelini oluşturdu.
Öne Çıkan Defileler: Zamansız İhtişam ve Yenilikçi Yaklaşımlar
• Burberry: Daniel Lee yönetimindeki Burberry, Tate Britain’da gerçekleşen büyük bir final
ile moda haftasını kapattı. Koleksiyonun ana teması, “Great British Weekend” olarak
belirlenmişti ve klasik İngiliz şıklığı, modern detaylarla harmanlandı. Lee’nin Burberry’si,
markanın köklü mirasını çağdaş bir dokunuşla yeniden tanımlamaya devam ediyor.
• Simone Rocha: Romantik ve gerçekçi unsurları bir araya getiren Rocha, zamansız bir kadın
gardırobuna yeni bir perspektif kazandırdı. Danteller, tül detayları ve hacimli siluetler, onun
imzası haline gelen zarif ama güçlü bir kadın imajı yaratıyordu.
• Roksanda İlinčić: Markasının 20. yılını kutlayan Roksanda, Londra Moda Haftası’nda
heykelsi elbiseleriyle bir kez daha farkını ortaya koydu. Drapeler, asimetrik kesimler ve cesur
renk paleti, onun çağdaş ama sanatsal yaklaşımını pekiştiriyordu.
• Sinéad O’Dwyer: Moda haftasının en kapsayıcı koleksiyonlarından birine imza atan
O’Dwyer, farklı beden ve kimlikleri kutlayan tasarımlarıyla dikkat çekti. Onun
koleksiyonları, güzellik standartlarını yeniden yazan ve her bedene hitap eden bir yaklaşımı
temsil ediyor.
Moda Haftasının Dikkat Çeken Temaları ve Trendleri
2025 Londra Moda Haftası, yalnızca estetik bir şölen sunmadı, aynı zamanda moda
endüstrisinin yönelimlerini belirleyen bazı temel mesajlar verdi.
1. Sürdürülebilirlik ve Alternatif Gösterim FormatlarıArtan maliyetler ve çevresel kaygılar nedeniyle birçok marka geleneksel defile formatlarını
sorgulamaya başladı. Daha küçük ölçekli etkinlikler, dijital sunumlar ve sürdürülebilir üretim
yöntemleri, Londra Moda Haftası’nda dikkat çeken değişimler arasındaydı.
2. Kapsayıcılık ve Çeşitlilik
Yalnızca model seçiminde değil, tasarım anlayışında da kapsayıcılığın ön planda olduğu bir
moda haftası izledik. Sinéad O’Dwyer gibi isimler, moda dünyasında yıllardır süregelen
beden normlarına meydan okuyarak, farklı vücut tiplerine uygun parçalar sundular.
3. Gelenek ve Modernizmin Dengesi
Burberry, Roksanda ve Simone Rocha gibi markalar, modanın geçmişten ilham alarak nasıl
geleceğe taşınabileceğini kanıtladı. İngiliz mirasının klasik dokularını ve kesimlerini,
modernize edilmiş siluetlerle yeniden yorumlayan koleksiyonlar, nostalji ve yenilik arasında
kusursuz bir denge kuruyordu.
Londra Moda Haftası’ndan Çıkarılacak Dersler
2025 Londra Moda Haftası, yalnızca trendleri belirleyen bir etkinlik olmanın ötesinde,
modanın nasıl evrildiğini anlamak için önemli bir pencere sundu. Markalar artık yalnızca şık
tasarımlar yaratmakla yetinmiyor; koleksiyonları aracılığıyla toplumsal değişimlere yön
veriyor, modanın değerlerini yeniden şekillendiriyorlar.
Bu yılın ana mesajı oldukça netti: Moda, yalnızca tüketilecek bir ürün değil, bir hikaye
anlatma biçimi, bir kimlik ifadesi ve bir farkındalık aracı. Londra Moda Haftası’ndan geriye
kalan en büyük ders belki de bu—gelecek, hem geçmişin köklerinden güç alıyor hem de
değişime açık olanları ödüllendiriyor.
Derismen Vision olarak, modanın yalnızca estetik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal
bir anlatı olduğunu savunuyoruz. Londra Moda Haftası 2025, bu anlatının en güzel
örneklerinden biri olmaya devam ediyor.